Mar
21

Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Senin senânı ben ifade edemem, kemal sıfatlarını saymakla bitiremem. Sen ancak Furkan’ında kendi zâtını senâ ettiğin gibi ve Senin izninle Habibinin Seni senâ ettiği gibi ve Senin intakınla bütün masnuatının Seni senâ ettiği gibi bir Zât-ı Zülcelâlsin.
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Biz Sana lâyık bir marifetle Seni tanıyamadık, ey bütün masnuatındaki mucizatıyla ve bütün mahlûkatının tavsifatıyla ve bütün mevcudatının tarifatıyla ancak tarif edilen Mâruf!
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Biz Sana lâyık bir zikirle Seni zikredemedik, ey bütün mahlûkatının lisanıyla ve kitab-ı kâinatının kelimeleri olan bütün mevcudatın nefisleriyle ve mahlûkatın olan bütün zevilhayatın hayatlarıyla Sana sundukları tahiyyelerle ve bütün ağaç ve nebatların ihtizazla zikretmekte olan bütün mevzun yapraklarıyla zikredilen Mezkûr!

Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Biz Senin hak şükrünü edâ edemedik, ey herkesin gözü önündeki bütün ihsânâtının senâlarıyla ve kâinat çarşısındaki bütün in’âmâtının ilânâtıyla ve enzâr-ı mahlûkat önündeki rahmet ve nimetinin bütün manzum meyveleriyle ve bütün ağaç ve nebatların dallarına dizilmiş bütün mevzun ve muntazam çiçek ve salkımların tahmidatıyla şükür ve senâsı okunan Meşkûr!
Sen her kusurdan münezzehsin. Şânın ne büyük, burhanın ne müzeyyen, ne kadar zâhir ve bâhirdir Senin!
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Biz Sana lâyık bir ibadetle kulluk edemedik, ey bütün melâikenin ve bütün zevilhayatın ve bütün anâsır ve mahlûkatın kemâl-i itaat ve imtisal ve intizam ve ittifak ve iştiyakla ettikleri bütün ibadetlerin mercii olan Mâbud!
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Biz Sana lâyık bir tesbihatla Seni tesbih ve tenzih edemedik, ey “Kendisini hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık bulunmayan ve yedi gök ve yer ve içindekiler tarafından tesbih edilen” [1] Zât!
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Gök ve yer, bütün masnuatının bütün tesbihatıyla ve bütün mahlûkatının bütün tahmidatıyla, Seni hamdinle tesbih eder.
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Yer ve gök, bütün peygamberlerinin ve bütün velîlerinin ve bütün meleklerinin-salât ve selâmın onlar üzerine olsun-bütün tesbihatıyla Seni hamdinle tesbih eder.
Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin. Kâinat, Habib-i Ekreminin (a.s.m.) bütün tesbihatıyla ve Resul-ü Âzamının bütün tahmidatıyla-efdal-i salâvat ve etemm-i teslimatın onlar üzerine olsun-Seni hamdinle tesbih eder.
Sen her kusurdan münezzehsin öyle bir Zât-ı Zülcelâlsin ki Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın tesbihatının sadâlarıyla bu kâinat Seni hamd ile tesbih eder. Evet, tesbihatının sadâlarıyla asırları dalga dalga ve milletleri bölük bölük çınlatan odur. Allahım, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın tesbihat sadâlarını, kıyamet gününe kadar kâinatın sayfalarında ve zamanın yapraklarında daim kıl.
Sen her kusurdan münezzeh öyle bir Zât-ı Zülcelâlsin ki, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın âsâr-ı şeriatıyla dünya seni hamd ile tesbih eder. Allahım, dünyayı kıyamet gününe kadar Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın diyanetiyle dünyayı kıyamet gününe kadar müzeyyen kıl.
Sen her kusurdan münezzeh öyle bir Zât-ı Zülcelâlsin ki, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın lisanıyla dünya Senin azamet-i kudretinin arşı altında bir sâcid olarak Seni hamd ile tesbih eder. Allahım, dünyayı kıyamet ve diriliş gününe kadar Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın lisanıyla, bütün aktarıyla hep böyle konuştur.
Sen her kusurdan münezzeh öyle bir Zât-ı Zülcelâlsin ki, her yerde ve her zamanda bütün mü’min erkekler ve bütün mü’min kadınlar, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın lisanıyla seni hamd ile tesbih eder. Allahım, erkek ve kadın bütün mü’minleri, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın tesbihatının sadâlarıyla kıyamet gününe kadar hep böyle konuştur.

Feb
09

Takendisi

Feb
09

Ne bir günden ne bir geceden belki alacakaranlık şafağından ,

Ne bir aydan ne bir mevsimden belki bin yıldan ,

Ne dünyadan ne de uzaydan  belki adem ile havvadan,

Sana geldim ey sevgili …Çokkk uzaklardan ….

Jan
25
Jan
25

GÖNLÜMÜN GÜLÜ

Seni seven her rûh uludur Yâ Resûlallâh!
Gözü-gönlü onun doludur Yâ Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur Yâ Resûlallâh!
Beklemez başka iltifat bezmine erenler,
Semtinde her göz buğuludur Yâ Resûlallâh!
Her an uçuşup şem’ine pervâne dönenler,
Rûhların onlar bir koludur Yâ Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,
İklimin kuşların yoludur Yâ Resûlallâh!
Huzûrunda bel kırıp da boyun büken başlar,
Bu rûhlar sana kuruludur Yâ Resûlallâh!
Seni görmek mü’minlerin en tatlı rüyâsı,
Gören gönüller pürhuzurdur Yâ Resûlallâh!
Dîdârın bu garip kıtmîrin tatlı hülyâsı,
O hülyâ gönlümün nurudur Yâ Resûlallâh!

Jan
25

EFENDİM 

Hasret sana bu gözler
Gönlüm yolunu gözler
Huzura ersem birkez
Bahara döner yüzler
Perse payine başın
Hep çağlasa gözyaşın
Sen sen diyip ağlasan
Kalkar bütün pürüzler

Köyünün pembe rengi
Bulunmaz asla dengi
Temizlenip giderler
Günahla gelen yüzler
Gelenler erer nura
Her birbir surura
Rahmet yağar her yana
Kalıp mahrum gözsüzler

Toprağından tozundan
O mübarek izinden
Zulmetli dünyalara
Akar gelir gündüzler
Ölgün ne desem sana
Methin düşmezdi bana
Birşey diyeyim dedim
Vefa etmedi sözler
O derin şefkatinden
Çok engin himmetinden
Dönüp bir teveccüh kıl
Ruhum lütfunu özler
Dönüp bir teveccüh kıl
Ruhum lütfunu özler

Dursun Ali Erzincanlı

Jan
24

Seni seven senin gibi olmalı

Ve senin gibi sultanım.

Allah’a kul olmalı

Namaz, gözünün nuru…

Sen namaz için mihraba yaklaşınca

Yüz yirmi bin peygamber geçer sağına…

Solunda ashabı güzin

Ve saf saf melekler

Sonra milyonlarca veli

Edeple ardına geçer

Müminler sıra sıra…

Canlı cansız tüm varlık …

Sen namazdasın ve kainat ardında…

Uzanır öpülesi ellerin

O nurlu ellerin

Rahmanın dergahına uzanır

İsteyen sensin ; veren Allah !

İste sen,

“Rabbin sana verecek eve sende hoşnut olacaksın ”

Sen iste ki Allah’a yakarışın yüreklerimizi yaksın

Sen iste ki ,

Alemler sesini sensi katsın

“ Ver, ne olur Allah’ım !

Habib’in ne istiyorsa bize de ver Allah’ım ! ”

Dursun Ali Erzincanlı

Jan
24
Günlerdir kapımı kimseler çalmıyor
Göğsümden içeri yokluğun sızıyor
Bir demlik çayım var
Tütünüm de geçiyor
 

Duvarlara yazdığım her cümle ağlıyor
Evlerin ışıkları tek tek sönüyor
Bu ev bu nağmeler peşimi bırakmıyor
Geceler kara tren
Geceler
Yüklüyor bana seni
Geceler
Bende bir resmin var yüzüme bakmıyor
 

Kollarım seni ister
Geceler yine seni
Ne baharın tadı var ne de yazın sevgili
Bir demlik günüm var ömrüm de geçiyor
 

Hiç mi aslı yok bunun
Bu asılsız yüzlerin
Dudağımdan geçtin
Gözlerin yakmıyor
Vazgeçsen olmuyor ölsen olmuyor
Geceler kara tren
Geceler
Yüklüyor bana seni
Geceler
Ben de bir resmin var
Yüzüme bakmıyor
Jan
24

Söyleyin yarime
Baharlari beklesin
Söğüdün dalları
Bugün eğilmesin
Beni geçirmeye
Kardeşim gelmesin
Annesinin birtanesini
Kimseler üzmesin
Gidelim buralardan
Dayanamıyorum
Gidelim buralardan
Unutamıyorum
Yükleyin ne varsa
Gönlüme demlensin
Ayrılığın üstüne
Hasretim eklensin
Beni geçirmeye
Yalnızlığım gelsin
Ya dönülür ya dönülmez
Kimse üzülmesin

Jan
23

Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacakYine fırkat, yine hasret, yine hüsran olacakYine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözümÇünkü hicran dolu kalbim yerine hicran olacak 

Yine göç var diye mecnuna haber verme sakınYine matem, yine zari, yine efgan olacakAçılan ol gül-ü tevhid, sararıp solsa gerekKapanıp Kâbe-i irfan, yine viran olacak 

Haber aldım ki, yarın yâd olacakmış bize yarNe büyük yâre ki kimler buna derman olacakBu büyük derd ü elemden kime şekva edeyim?İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak. 

O şifa bahş olan envarını sen çeksen eğerBana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak!O temiz pâk nefesin, âb-ı hayatı bu çölünOnu dûr etme ki her fert ona reyyan olacak 

Hele ol nur-u şerifin kime değmişse eğer,Küçücük zerre de olsa, meh-i tâban olacak.O lütufkâr, o keremkâr eli öptükçe benimBu küçük kalbi hazinim yine handan olacak. 

Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekememDahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak.Nazarın erse garip başıma ey nur-u HüdaBugün artık bu hakir bende de umman olacak. 

Bu anasır, yüzüne her ne kadar çekse hicap;Yine haksın, buna şahid yine Kur’an olacakKab-ı Kavseynden alıp dersimi bildim ki ayân,O güzel nur-u bedi, âleme sultan olacak. 

Sakınıp Feyz-i bîçareye bahs açma bugünYeni baştan, yine şeydâ, yine giryan olacak.